Sesini duymalıyım.. Korkak hayallerimin kısmen gerçekleştiğini umuyorum. Bir frekans gerek bana. Bir ton. Biraz volume belki de. Sesini duymalıyım. İçimin en rahat olacağı zamanlardan birinde hem de. Samimi bir gülümseme.. O dudakların alacağı şekillerin yön vereceği bir ömrüm var burada. Gülümsemesi.. Güneş gibiydi. Dokunursan yakar, uzaklaşırsan donarsın. Ne uzağında kalabilirsin ne de hissedebilirsin kırmızı dudakların tarçınlı tadını. Kim bilebilirdi ki, bir şizofrenin aşık olabileceğini. Aşk; hoşumuza giden bedenlerin içine hayal ettiğimiz ruhları koymaktır demişler. Peki ya bir şizofren aşık olduğu ruhu bir bedene koymak istemiyorsa ? Ya da daha açık konuşayım. Bu ruhu kendi bedeninde hissediyorsa.. Tabuların koyduğu labirent duvarları arasında sıkışmış bir fare gibiyim. Yalnızca bir peynir için değil bu çabalarım. Bir kaç göz yaşını saklamak için almıştım bu şişeyi."She isn't real. I can make her real."
Sahte ile gerçek arasında gidip geliyorum çoğu zaman. Neyin doğru neyin yanlış olduğunu umursamadam yürüyorum kendi yolumda. Benim yolumda yürüyen başkaları var mı diye bakmadım hiç. O gelip beni buldu. Sonra da her yerde onu görür oldum. Dışarıda bir yerlerde biliyorum ki o duracak karşımda ve ben bir merhaba demekten aciz olacağım gözlerinde. Bir yağmur damlası saçlarımın arasında parçalanacak. Tıpkı yarım kalan ruhum gibi. Bir yağmur damlası, onun üzerine düşmeye kıyamayacak. Benim dokunmaya kıyamadığım gibi. Bir yağmur damlası bile olamazken, bir yağmur damlası kadar değerimin olmaması normal değil mi sizce de?
"Sesini duymalıyım. Her şey tamam içimde. Sesin hariç."
Saatler dakikaları kovalıyor. Ben bir kez daha yalnız başıma ağlamaklı gözler ile bakıyorum bu oluşum nedeni hiç bilinemeyecek olan gezegene, evrene. Ben yalnızca bir odada kalmak istiyorum. Karanlık bir oda. Dizlerinin yumuşaklığı hayal gücümün çok ötesinde kalsa da, en azından onun olduğu bir hayali kurmam yasaldır diye düşünüyorum. Onsuzluğumun bir sonrası yok. Öncesini de ben hatırlamıyorum. Onsuzluk ile sonsuzluk arasında yalnızca bir "S" harfi kadar sene vardır. O da ne kadardır emin değilim.
Bir ses yalnızca. Bir tel titremesi misali. Bir ton verin bana. O tatlı gülümsemenin ortaya çıktığı dudakların arasından çıkacak bir ses sadece ihtiyacım olan. Bir nefes uzaklıktan ve ya bir ışık yolu boyunca. Ağır ve yavaş adımlarla yaklaşıyorum sana. Bir ses ver. Bir ton. Tek istediğim bu. Konuş ki yolumu bulabileyim bu sefer bu köhne karanlıkta.
"Sesini duymalıyım."
Yalnızca sesini...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder