27 Nisan 2014 Pazar

Kuşsuz Parklar

Kimsenin sizi dinlemediği bir zamanlardan biriydi. Kimsenin anlamadığı, herkesin kendi dertlerinden dolayı yakındığı ama kimsenin başkasının derdini umursamadığı bir zaman. Kimsesiz bir parkta oturup onu düşünüyordum. Yalnızca onu, diye düşünüyordum..

 Kim ulan bu kuşlar.. Bu düşünceler nedir beynimi yeyip bitiren. Bir saçmalık ile ikiye bölünmek nedir bilir misiniz ? Konusu olmayan saçma şeyler yazarak ölmek nasıl bir şey haberiniz var mı ? Hepsini öğretecek hayat size merak etmeyin..

 Hak edenler bilecek. Bir bankta oturup delirmenin nasıl bir şey olduğunu benim yaşadıklarımı yaşayarak değil, yaşadıklarınızı benim gibi yorumlayarak anlarsınız ancak. Kimsenin kaderi bu şekilde mühürlenmez umarım. Kimse daha fazla saçmalamazsa, bu kuşlar da gider diye umuyorum. Bir testere ile bir'in iki olması gibi. İkiden bir çıktığında bir kalmıyor olması, yarım ile idare edebilecek insanın olmaması ile eş değerde ilerler..

 Sonra tekrar bir sigara yakıp paketin dibini görebilirsin. Cebinden çıkardığın kanyak ile kuşları beslemelisin. Dediğim gibi.. Kuşların yeri yoktur aslında parklarda.. Düşüncelerin yuvasıdır parklar. Rüzgarın.. Yanaklarda kuruyan göz yaşlarının.. Sigara küllerinin yeridir bankların ayakları.. Hayır.. Çıkarın bütün kuşları parklardan.. O yemler yalnızların hakkı.. Kaldırın tüm kuşları.. Ben uçacağım bu gece.. Ben yutacağım. Ben rüzgara karşı duracağım. Kesin sesinizi bu gece ben bağıracağım...

Yağmur bile yağmayacak bu gece..

Bu gece ben ağlayacağım...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder