17 Mart 2016 Perşembe

Kimsesizlerin Işık Yolu

Sadece vurgun yerinden başlarsan gökyüzünü daha net görebilirsin içinde. Kalıplara sığdırdığın ne varsa hepsi karşına çıkacak. Öyle ki bir daha asla su koyamayacaksın bardaklara. Saplanıp kalacak nefis yemekleri annenin boğazına. Ötesini görmek için gereken şeyler karşındakinin gözleri. Kutsal olan şeyleri araştırmak yalnızca onun görevi. Senin yaşaman gerek. Son yürüyüşünü gerçekleştirdiğinde her şey için çok geç olacağı gibi tutmuş bir de ağıtlar söylüyorsun kendinden olmayan tövbeler olası nefretlere. Gökyüzü kadar karmaşık ve yüksek. Yüksel defalarca gökyüzüne yine de bulamazsın körlerini. Sandıkta sakladığım kelimeleri çıkarma vakti. Şimdi her şeyi baştan yıkma vakti. Ömrüne katacağım her bir zerreciği yeniden hesaplama vakti ki ancak o zaman bu kaldırımlarda yürüdüğümü kanıtlayabilirim uzaylılara.

 Toplanın bakalım etrafıma. Anlatacaklarım var size. Dayanabilecek olanlar yaklaşsın iyice. Ki duyabilsinler en engin sözleri kulakları. Dinleyecekleriniz yalnızca size ait olacağı gibi ömrünüz boyunca kullanacağız pek bir şey çıkmayacak olsa da kulak verin dediklerime. Gel zamanı git zamanı alnında bir karış ak olanı. Gör zamanı bil zamanı toparla cümleleri vur suratıma. Gir derinlere. Hayır daha derinlere. Duyacaklarını kaldırabileceğin zamanı seç ve yaşa. Çıkar kafandan soruları. Cevapları alabilecekken neden soru sorarsın. Günlerden bir gün çalılar arasından çıkan Lûi görmüş yıldız çocuklarını. Toplamış yavaşça saçlarını ve seslenmiş onlara.

 "Gökyüzü sahipleri. Kimsesizlerin ışık yolunu ararım. Bilir misiniz nereden geçer? "

 Yavaşça doğrulmuş yıldız çocuklarından Aâwe. Bakmış yara bere içinden çıkıp gelen adama.

"Gökyüzü kadar karanlık bir yerden gelirken, neden istiyorsun bu kadar yolda yürümeyi. "

 Cevaplamak için çok geçmiş artık Lûi için. Ömrüne yetiremediği bir kaç şeyden biri oluvermiş onun için artık Aâwe. Kimsesizlerin ışık yolunu istermiş yalnızca gökyüzünden. Toparlanmak için yükselirse ölecek. Yerde kalırsa belki göremeyecek hiçbir zaman. Bulamayacak yolunu. Gökyüzünden bir yıldız kaymış Lûi'nin üstüne. Göstermek istemiş sönme pahasına Kimsesizlerin Işık Yolunu. Son nefesine değer bir şeyler söylemek istemiş Lûi.

 "Bulacağımı bilmediğim bir yola adadığım bedenime anlam veremezken, ne diye söndürürsün kendini yolum uğruna."

Işığın önü açıldığında görebilmiş yolu Lûi. Kıstığında gözlerini. Aâwe'nin yolunu görmüş son kez. Ve anlamış oysa. Kimsesizlerin Işık Yolu ancak yıldız çocuklarının biri ile mümkün olabilirmiş önüne. İndiğinde göğsüne Lûi'nin Aâwe son kez. Şöyle diyebilmiş bir tek:

" Gökyüzü kadar güzel olan şeyler uğrunadır sönmek ve bir amaçtır bize amacı olan için ölmek. "

Ve böylece bitmiş hikayesi Aâwe ve Lûi'nin. Diyeceklerime kulak verenlere diyecek şeylerim olacaksa da, kimse bilmeyecek zamanını.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder