Kasım sonlarına bayılırım. Özellikle Aralık ayı soğuk geçecekse. Kimse bilmez nasıl olduğunu karpuz çekirdeklerinin. İçimi sıcacık eder istasyonda beklemek. Ah ne güzeldi bir bahar sabahında beyazları daha çok kirletmek. Yanından geçip giderken sarışın bir kadın. Arkasından bile bakmaya utanır biraz olsun kendini tanıyan o adam. Sakinliğini korumaya çalışırken kaybetmişti bu içine dönük göz yaşlarını. Sakın mavinin tonlarına kafa tutmaya kalkışma. Her yönüyle güzelliğin timsali bir rengi nasıl olurda aşağılarsın! Aşağılardan yükselen sesler ile ancak mavi gökyüzüne bakarsın.
Kök hücrelerim uzun bir senfoninin başlangıcında sıkışmışlar. Sakın kıpırdamayın.. Piyano orkestraya dahil olduğunda her şey için çok geç olabilir. Bir çellonun telleri parmaklarını çok acıtabilir. Yine de çalmaya değerdir. Çalındıkça açılır o, sen telleri biraz daha gerdir. Biraz daha.. Az bir şey.. Evet tamamdır şimdi hayatının müziğine başlayabilirsin. Ya da siktir et sen bir plak daha koy. Ne dersin ?
Bir cümle daha kurarsam müziği kapatmak ile tehdit ediyorlar. Sımsıkı sarıldığım notalarımdan ayırabileceklerini sanıyorlar beni. Seni. Herkesi... Tamam dostlar her şey kontrolüm üstünde. Kimse sakin olmasın. Bu gün kaybetme günü. Bu yıl güzel geçirdi bize. Sakin olmayın sakın. Asla, asla demeyin.
"Asla, asla demeyin derken bile asla demeyin siz."
Siz siz olun. Biz de biz olalım olur mu ?
Karışmayın bendimize. Siz de bizim gibi bir yol seçin kendinize. Yürürken dikkatli olmayın. Bırakın zeval gelsin beyninize.
Özgür olun lan. Mutlu olmak için çabalamayın o size gelir zaten zamanı geldiğinde.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder