12 Mart 2014 Çarşamba

Deliliğe Bir Adım

 Sanki hiç olmayacakmış gibi görünen bir şeyin ardına saklanmak, anlamsız ve amaçsız olarak karşımıza çıkıyor. Kimsenin bilmediği sakin bir pazartesi akşamında güneşin doğuşunu seyir halindeyken gökyüzünden üzerinize düşen bir meteor kadar saçma da olabilir tabi. Bunu kimse bilemez demek de anlamsız olur diye düşünüyorum. Ama kimse tahmin edemez. Sonra bir sigara yakıyorsun ve ardına hiç bakmadan dumanında boğulup geberiyorsun. Sonra uyanıyorsun ve 82 katlı bir binanın çatısında asılı buluyorsun kendini. Sonra tekrar uyanıyorsun. Saçma bir şehirde yersiz bir pansiyonun terbiyesiz bir odasında kimsesiz bir hatunla kalkıyorsun gün doğumuna.

 Her zaman aynı rüyayı görür gibi oluyorsun ama yorgunluktan hatırlamıyorsun bile. Sonra Ankara'da bir metroda uyanıyorsun. İvedik diyor seksi bir kadın sesi. Boş koltuk olmasına rağmen yere oturduğunu fark ettiğinde bir gülümseme yayılıyor iğrenç suratından. Sonra Ohio'da Beyaz Saray'da uyanıyorsun. Ama bunun rüya olduğunu biliyorsun çünkü Beyaz Saray Ohio'da değil.

 Gözlerini açtığında asık suratlı kavanoz dibi diye tabir ettikleri bir gözlük takan, saçları her genç erkeğin olduğu gibi biçimsiz ama bakımlı duran 17 yaşlarında bir çocuk tereddütlü bir şekilde omzuna dokunuyor. " Ağabey kalk . " Yerinden hafifçe doğrulup, sabah güneşi ile camları yıkanan o büyük yapıya bakıyor. Hızla içeri giren demir yığınından. İstasyon havadar ve bir o kadar da boğucu bir yer gibi duruyor. Sakince kalk ve yerine otur geri zekalı.. Ruhun sana sövüyor. Kirli aynada kendine baktığında yüzüne tüküren bir suret ile karşılaşıyorsun. Gereğinden fazla alkol alımı var bünyende. Sakınıyorsun kendini normal insanlardan. Sana tiksinerek bakıyorlar. Anneler ufak çocuklarını kendilerine daha çok çekiyor sen geçerken. İyice siniyorsun kendi içine. Gittikçe yalnızlaşıyorsun kalabalık ortamlarda. Gittikçe daha çok büzüşüyorum ortalık yerde. Saçlarım suratımın yarısını kapatıyor. Gözlerimi ve onların çocukları olan damlaları görmesini istemiyorum. Kimse bana bakmasın. Normal yolla bakan herkes yalnızca sarhoş bir genç görebilir rahatlıkla.

"Kalk ve yürü. Ne bok yiyorsun burada. Sakinleş. Düşünmeyi bırak artık."

Gözünü açtığında suratının otuz santim yanından doksan bin volt taşıyor bir tren daha geçiyor. Tünelde uyuya kalmak nasıl bir aptallıktır. Bunu düşünmeye bile vaktin olmuyor. Demir tadını ilk tattığın gibi hatırlıyorsun hala. Yalnızca yapışıp kalıyorsun taş basamağa. Ölüme biraz daha yakınlaşabilsen dokunacaksın gibi. Tutabilirsen ne alâ. Ya kendini bırakırsan ?

Düşünme. Yap.
Gerisini mi ?
Hayır düşünme.
Ötesini mi ?
Düşünme.
Yanındakileri.
Düşünme.

Yalnızca ölümü düşünürsen hak edersin. Yaşamayı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder