![]() |
| https://www.youtube.com/watch?v=oe8ucl9VkAI |
"Görmek istedim göremediklerimi. Gördüm görmeye değmeyecek her şeyi."
Kuyulardan çıkardım kafamı bok varmış gibi. Oldum olası yazardım bilirdim. Yaşar yazamaz oldum. Farklı şehirlerin adamı oldum. Şehir değiştirmek beden değiştirmek gibidir. Ne hikayeleri götürebilirsin yanında ne de kendini. Dımdızlak inersin toprağa. Bambaşka hikayeler geçer yanından. Binlerce hikaye geçer bilip bilmeden. Ne sen onları bilirsin ne onlar seni. Ne onlar seni umursar ne sen dersin, nedir ? diye. Karışmadan karışırken dolu dizgin akan nehre, taşıp gider sokaklardan geçmişin. Uçar gider bir bir. Yanından geçen her yabancıda ölür benliğin. Aralarından yeniden doğmak için gereken süre, delirmek için gereken zamanla aynı olması tesadüf değildir. Nefesim kesiliyor. Canından öte mevzuları dolanırken bazen takılırsın umursamaz taş kalplere. Canından öte sevme. Elinde canından başka bir şey kalmıyor o zaman. O da ne olursa. Ne garip şehir orası. Kısacık zamanda tonla birikmişin ile öylece kala kalıyorsun.
"Can içine can koydum, yarama yara koydu."
Çıkmazın en büyük sorunu bir sonu var gibi görünmesi. Evrendeki her tanenin bir sonu olsa da çıkmazların asla sonu gelmez. Dikkat üzerine çekilmişken bir kapı açılırsa girersin. Bu onu sonu olmayan bir şey yapmaz. Fakat sonsuzluk bir sondur. Gördüklerimizin bir sonu varsa görmediklerimiz hakkında konuşmak için çok geç. Zamanın oyunlarının en ilginci. Şu an'da yaşarken, yaşaman gerekenler için henüz erken, yaşadıkların için çok geç. Bazen de, yaşadıkların için henüz erken, yaşaman gerekenler için çok geç. Dipdiri, kupkuru, donmuş bir kalp. Canından bezmiş bir adam. Her gün ölümle olan randevunu bir gün erkene geçen bir kadın. Hayat ile daha ne kadar oynayacağız. Bıkmadık mı... Son bulmaz mı bu açlık.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder